Blog
By: Melis Güner

Dünyada şu an milyonlarca insan sınırları geçmek üzere  uçakta, vapurda, arabada  ya da yollarda yürüyüş halinde. Her gün bu kadar insanın sınırı geçmesiyle ortaya çıkabilecek riskleri hiç düşündünüz mü? Veya sınır muhafızlarının olası riskleri ya da bir suçu tespit etmek için ne kadar zamana sahip olduğunu tahmin edebilir misiniz? Ve son olarak, alışık olduğumuz güvenlik önlemlerinin veya pasaport kontrolünün ardında ne var biliyor musunuz?

Bir çoğumuz yaşantımız sırasında pasaport kontrolü, metal dedektörler ve tarayıcılar veya sınır polisi tarafından kullanılan diğer ekipmanlar ile karşılaşıyoruz. Sıradan bir yolcunun tanık olduğu gözle görülebilen ve görülemeyen tüm bu yöntem ve teknikler, insanları olası her türlü zarar ve tehditten korumak ve aynı zamanda sınır ve ulusal güvenliği sağlamak için kullanılıyor.

Avrupa Komisyonu temsilcisi Olivier Bertrand, 12-13 Mayıs, 2022 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Belge Sahteciliği Tespiti ve Düzensiz Göçle Mücadele Konferansı'nda:

"Küreselleşen dünyamızda sadece turist sayısı değil, uluslararası suçların da sayısı arttı."

IOM Türkiye, Emniyet Genel Müdürlüğü iş birliği ve Avrupa Birliği'nin desteği ile, düzensiz göç ve seyahat belgesi sahteciliği tespitine karşı uluslararası dayanışma ve iletişim kanallarını güçlendirme amacıyla bir konferans düzenledi. Türkiye ile aynı göç güzergâhında bulunan 25'ten fazla menşe ve transit ülke ile AB üye devletleri, IOM, ilgili AB kurumları ve INTERPOL'den toplam 110 katılımcı, kurum/kuruluşları temsil etmek üzere bir araya gelerek seyahat belgesi sahteciliği ve düzensiz göçle mücadele bağlamında sahip oldukları bilgileri aktardılar ve iyi uygulama örneklerini paylaştılar.

IOM Türkiye’nin Göç Yönetimi Programı Başkanı Tommaso de Cataldo konferanstaki sunumunda :

Mevcut bölgesel ve küresel eğilimlere göre hava, kara ve deniz sınırlarında sahte seyahat belgeleri ve kimlikler düzensiz göç hareketlerini kolaylaştırmada kullanılan en yaygın yöntemlerden biri olmaya devam ediyor."

şeklinde konuştu.

Çatışmalar, doğal afetler, değişen ekonomik ve sosyal koşullar ve kişisel nedenlerle sınırları geçenlerin ulusal güvenliğini, halk sağlığını ve insan haklarını güvence altına almak için etkin ve kapsamlı sınır yönetimi politikalarına sahip olmak kritik öneme sahip.

IOM'nin Viyana Bölge Ofisi Göç ve Sınır Yönetimi Kıdemli Uzmanı Pier Rossi-Longhi: "Sınır yönetiminin yalnızca girişin engellenmesi ya da reddelilmesinde değil, aynı zamanda yolcuların sınır geçişlerini kolaylaştırmak, güvenlik açıklarını tespit etmek, ve ihtiyacı olan insanlara yardım etmek için önemlidir. Düzensiz göç, insanların hayatlarını büyük riske atıyor ve çoğu zaman insanları birçok yönden sömüren kaçakçıların eline bırakıyor." dedi.

Son yıllarda artan sınır ötesi hareketlerle karşı karşıya bir ülke olan Türkiye, mavi ve yeşil sınırlarında belge sahtecilliği vakalarında kaçınılmaz olarak bir artış yaşadı. Türkiye 2600 kilometreden fazla kara sınırı ve 7200 kilometre kıyı şeridiyle, 207 kara, deniz ve hava sınır kapısına sahip. Belge sahteciliği, yaygın olarak, herhangi bir ülkenin sınır kontrolünü ve iç güvenliğini etkileyen ciddi bir sorun olarak algılanıyor. Kimlik ve seyahat belgelerinin gerçekliğinin doğrulanması, sınır kontrollerinin önemli bir unsurudur ve verimli sınır kontrolü için bir ön koşuldur.

“Belge sahteciliğinin tespit edilmesi düzensiz göç ve aynı zamanda suç ve suçluyla mücadelede kilit rol oynar.”

dedi, Emniyet Genel Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve Hudut Kapıları ile Mücadele Daire Başkanlığı Komiseri Emine Şahin.

Düzensiz göç hareketlerindeki son eğilimlerin de vurgulandığı  konferansta, düzensiz göç ve belge sahteciliğinin tespiti öne çıkarken; politika ve veri toplamada uluslararası iş birliği ve dayanışma konferansın ana teması oldu. IOM Genel Merkezi'nde Kıdemli Sınır ve Kimlik Çözümleri Uzmanı Donato Colucci, "Devletler veri toplamadan, analiz etmeden ve paylaşmadan düzensiz göç, sahte belgeler veya sahte kimliklerle mücadele edemez." diyerek veri toplamada iş birliğinin önemini vurguladı. Çünkü veri analizi, uzun vadeli sınır yönetimi çözümlerine ve politikalarına zemin hazırlamada kilit rol oynuyor.

 

Küresel Göç Mutabakatı’nın uygulanmasında öncü olmayı amaçlıyan Türkiye Hükümeti, sınır güvenliğinin artırılmasını sağlayarak bu konuyu 2021-2025 için Düzensiz Göç Ulusal Eylem Planı'na da dahil ediyor.

IOM Türkiye, bu tür uluslararası etkinlikler de dahil olmak üzere çeşitli çalışmalarla ulusal ortaklarını sınır yönetimindeki hedeflerine ulaşmaları için destekliyor. Bu anlamda konferanstaki konuşmasında IOM Türkiye temsilcisi, Tommaso de Cataldo, "IOM, düzensiz göçü azaltma amacıyla sınır yönetimi çabalarını güçlendirmede Türkiye'yi ve diğer üye ülkeleri desteklemeye kararlıdır.” dedi.

Uluslararası konferans, AB’nin finanse ettiği, IOM Türkiye ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü "Türk Polisi ve Diğer Kolluk Kuvvetlerinin Seyahat Belgesi Sahteciliği Tespiti ve Risk Analizi Kapasitesinin Güçlendirilmesi" projesi kapsamında gerçekleştirildi. Proje, düzensiz göç ve seyahat belgesi sahteciliği gibi suçların tespiti, önlenmesi, soruşturulması ve risk analizinin yapılması gibi konularda uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.